Kudüs Düşerse Urfa Düşer

16 Aralık 2017 Cumartesi 21:46

Tarih tekerrürden ibarettir, sözünün günümüzde haklılığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Güncel olayları; tarihle bağdaşlaştırmak gibi bir huyum var.. Kudüs;ilk kıblemiz, peygamber efendimizin (s.a.v) Miraç'a yükselip namazı hediye getirdiği yer. Kudüs Şairi Nuri Pakdil hocamız ne güzel söylemiş ''Kalbimin yarısı Mekke'dir, yarısı Medine'dir, üzerinde bir tül gibi Kudüs vardır. '' İslamda örtünmek; hayadır,imandır. Bizi tül gibi örten Kudüs, bizim örtümüzdür. Bu mukaddes ve kadim şehir bizim için ne kadar önemli ise diğer semavi dinler içinde bir o kadar önemlidir. Durum böyle olunca, dini savaşlarında merkezinde yer alan kenttir Kudüs.
I. Haçlı seferine baktığımız zaman altında yatan sebep; Kudüs başta olmak üzere, Urfa ve Antakya illerinin onlara göre biz müslümanlardan kurtarılmasıdır-ki başarmışlardır-. Bu üç ilin dinler açısından mukaddes sayılması, birbirlerinden ayrı düşünülemez olduğunun göstergesidir. II. Haçlı seferi, yine İmamedin Zengi'nin Urfa'yı Latin Krallığından geri almasına dayanır. III. Haçlı seferi Kudüs'ü fatihi Selahaddin Eyubi'den geri almak için yapılmış bana göre döneminin son hamlesidir. IV. Haçlı seferi artık kendi içlerinde bir güç dengesine dönmüş ve Hristiyanlıkta fetret devri başlarken Osmanlı'nın dünya hakimiyetine giden yolculuğunu bir anlamda başlangıcı olmuştur.
Bugüne dönecek olursak, dünyanın jandarması olarak kendini gören Abraham Lincoln' un siyonist düşüncelerinin yansıması olan ABD, Hristiyan nüfusunu koyun gibi gütmekte ve Hristiyanlara İslamafobi'yi oturtmaktadır. Yahudilere yani İsrail oğullarına hizmet etmek üzerine planlanmış sözde demokrasi merkezli köksüz bir devlet olarak ABD, yapması gerekeni 1948 yılı ile birlikte hayata geçirmeye başlamış ve Arz-ı Mevud ütopyasının hayata geçmesi için gerekli rolünü kendince çok zeki bir fikir ile gerçekleştireceğini düşlemektedir. Kudüs'ü malum devletin başkenti ilan ederken, Antakya'yı; Afrin, Urfa'yı; Tel Abyad ve Rasulayn bölgelerinde Pyd terör örgütüyle kuşatmaya alıp, Kudüs ayağı geçtikten sonra zamanla bu illerimize ve ülkemize müdahale etmeyi amaçlamaktadır.Bu programa modern haçlı ittifakı ile yapmak adına Avrupa Devletlerini tehdit ettiğini söyleyediği taşeronu DEAŞ örgütü ile planını kamufle ederek; Haçlı İttifağına safları sıkı tutmaları gerektiğini telkin etmektedir.
Sonuç olarak, modern Haçlı İttifakı ile karşı karşıya olduğumuz bugünlerin geçmişten farkı; modern silahları ve teknoloji üstünlükleri değildir. En büyük fark, bu ittifakı yönlendiren ve beyin takımını oluşturanların siyonist olmasıdır. Savunmamızın ilk hattının Kudüs olması, İslamiyet duygularımızın yanı sıra ülkemize karşın planlanan oyun olduğunu bilen Cumhurbaşkanımız, siyonist düşüncenin Hristiyanları lobiler ve ekonomi ayakları ile yönettiğini gayet iyi biliyor. Önemli olan bu süreçte attığımız sloganlardan ziyade, plan ve projeleri alt üst edebilmek adına birlik içinde ekonomik alanda her bireyin üstüne düşeni yapması ve ülkemizin kalkınması adına gecesini gündüzüne katmasıdır. Bu devlet kademelerinde her memurun, işçinin hizmette aldığının karşılığını vermesidir. Cihad sadece, eline silah almakla olmaz!(Böyle düşünmemizi isteyenler de onlar) Allah'ın emirlerine uyup dini bir olarak oynanan her oyuna karşılık verebilmektir Cihad. Kudüs düşerse, Urfa da düşer,Antakya da düşer.Bu coğrafyalarda imarı bile birbirinden ayrılmayan bu kentlerin, birbirinden gönülden ayrılması imkansızdır. Filistinli 14 yaşındaki Fevzi El-Junidi'nin dik duruşu bize bir işarettir. Bir olursak saklanacakları ağaç bile olmayacak Allah'ın izniyle..

 


YORUMLAR